Nasrullah Gazetesi - Kastamonu HaberleriNasrullah Gazetesi
HV
28 MAYIS Cumartesi 03:58

350 milyon yaşında bir yapı gördünüz mü?

Cebrail Keleş
Cebrail Keleş
Giriş Tarihi : 14-05-2022 13:56

Uzun zamandır aklımda olan bir yer var.

Mağara turizmine açılan Zonguldak’ta bulunan gökgöl mağarası.

Eş, dost epeyce bir reklamını yapınca gitmek farz oldu. Üstelik ilimizde de bir sürü mağara var, ancak turizme açık ışıklandırılmış düzenlenmiş bir mağaramız henüz yok. Kendi kendime bu kadar yakınımızdaki güzelliği bu zamana kadar görmemiş olmama kızdım. Nasıl kızmayım ki;

Ben ki yılda bir kez uzun mesafeye, tatile giderken yol üstünde geçtiğimiz her ilin özellikle tabiat parklarını, milli parkları gezmeye öncelik vermişim. Görmediğim vatan toprağı azdır. Üstelik tüm bunları İnternet, navigasyon yokken yapardım. Yol üstünde ne zaman bir kahverengi tabela görsem dayanamayıp dönerdim. Bu yüzden de 10 saatlik yolu, 3 günde aldığım olmuştur.

Karabük sonrası yol değil adeta tüneller resitali…

Yine yollara revan olmuşuz.

Memleketten yağmur, soğuk sisli bir mayıs günü çıkmışız. Kalorifer de silecekler de harıl harıl çalışıyor. Biz yola devam ediyoruz.

Araç sonrasında Karabük –Safranbolu yol ayrımında gördüğümüz kahverengi tabelanın gösterdiği yola dönecekken, hanım uyarıyor,

-Hayır, dönmek yok vaktimiz az yola devam…

Yolumuz belli, hedef Zonguldak.

Kastamonu/Araç/Karabük derken yenice yolunu bulduk. İki yanımızdan akıp giden manzarayı tarif etmek zor, yeşil bir denizin içinde kıvrım kıvrım akıp giden bir yılan desek çok yanlış olmaz.

Etraf ağacın her türüne ev sahipliği yapan dağlara, yeşil rengin her tonuyla kaplı bir tabloya dönüşüyor. Burasına sadece orman demek haksızlık olur. Bambaşka bir hayatın yaşandığı bu habitatın “Yenice ormanları”nın içinde sis yağmur ve tüm tabiat güzellikleri ile birlikte ilerliyoruz.

Başta fotoğrafçılar olmak üzere Yenice ormanlarının ilkbahar ve sonbaharda niye her yerden, her yöreden doğaseverleri mıknatıs gibi kendine çektiğini bir bakışta anlayabiliyoruz.

Yol demişken artık yol değil küçüklü büyüklü parçalara bölünmüş bir tüp geçitte gidiyoruz sanki. Bir tünel bitiyor diğeri başlıyor. Bir resital veriyor araçların kornaları, motor sesleri tüneller boyunca.

...

Zonguldak; yer altında kömürü, mağarası, yer üstünde ise denizi, ormanıyla tam bir doğa harikası.

Zonguldak deyince herkesin aklına ilk gelen şey tabi ki Taş kömürü. İlkokulda en çok ilgimi çeken ve aklımda kalan hikâye Uzun Mehmet’in taşkömürünü keşfetmesi olmuştu. Nasıldı o hikâye hatırlayalım kısaca;

"Uzun Mehmet askerliğini bahriye eri olarak yapmıştır. Terhis olurken kendisine subayları tarafından kömür numunesi verilmiş, memleketine dönünce bu siyah taşlardan araması istenmiştir.

Uzun Mehmet, bir gün dere kenarında dolaştığı sırada siyah taşlar bulur. Bir anda, askerde kendisine gösterilen siyah taş (yanan taş) aklına gelir. Bunlardan biraz toplayarak değirmende yanan ocağa atar. Taşların yandığını görünce çok sevinir. Böylece taş kömürü bulunur.”

350 milyon yaşındaki Gökgöl Mağarası…

Yol uzun, ve onca viraja,tünele ve yağmura sise rağmen çok güzel. Ama yine de bitiyor bir şekilde.Zonguldağa varmadan heme girişinde bizi Mağaranın tabelaları karşılıyor.Geniş ferah ve ücretsiz otoparka aracımızı bırakıp heyecanla mağaraya doğru ilerliyoruz.

Gökgöl Mağarası her yönüyle turizm için biçilmiş kaftan.

Ana yol kenarında, parka uygun, aracınızı bıraktıktan sonra yürümüyor direkt olarak mağaraya ulaşabiliyorsunuz üstelik de şehre de çok yakın. O yüzden açıldığından bu yana yüz binlerce ziyaretçisi olmuş.

Mağara girişinde görevliler, nazik ve yol gösterici, bilgilendirici tavırlarıyla dikkati çekiyor.Mağaraya girmeden tabelaları okumaya başlıyoruz.

Gökgöl Mağarası, Zonguldak'ın Üzülmez bölgesinde bulunan aktif bir damlataş mağarasıdır.

Kollarıyla birlikte 3350 metre uzunluğunda olan Gökgöl Mağarası, Türkiye'nin en uzun onuncu mağarası ve 875 metrelik yürüyüş yolu ile de Türkiye'nin gezi alanı en büyük mağarasıdır.

 Zonguldak-Ankara karayolunun Zonguldak çıkışı 4. km'deki mağaranın içerisinde her tür damlataş oluşumları (sarkıt, dikit, sütun, bayrak damlataşı ve makarna sarkıtlar) ve yağışlı dönemlerde debisi artan bir yeraltı deresi bulunur. Dere, doğal bir sifon ile Erçek Deresi’ne dökülür.

Anayol kenarında olduğundan ulaşımı son derece kolaydır ve 2001 yılından itibaren turizme kazandırılmıştır.2001 ve 2008 yılları arasında mağara, resmi kayıtlara göre 218.000 ziyaretçi çekmiştir.

Mağaranın girişten büyük çöküntü salonuna kadar olan bölümleri Fosil giriş, Astım Salonu, Harikalar Salonu ve Mucizeler Salonu gibi adlarla nitelendirilmiştir.”

Gökgöl mağarasını Zonguldak Valiliği, İl Özel İdaresi turizme kazandırmış. Otoparkı güzel düşünülmüş. Mağaraya girmeden evvel tablolarla görsellerle doyurucu bilgiler veriyor.

Günışığını ardımızda bırakıp karanlık bilinmez bir boşluğa adımımız atıyoruz. Serin bir hava yüzümüze çarpıyor, su sesi her taraftan geliyor. İlk birkaç dakika gözümüz alışınca içerisinin o rengârenk görüntüsü bizi hayrete düşürüyor.

 Şaşkınlık içinde nereye bakacağınızı şaşırıyoruz.

 Afyon Tınaztepe, Antalya, Damlataş, Alanya Dim, Burdur İnsuyu  ve bizim sayılacak olan Sinop Ayancı İnaltı mağaralarını görmüş biri olarak bu mağarayı da çok beğendim.

Gezmesi rahat tek eleştirim ışıklandırma ile ilgili.

Aşırı parlak ışık var.

Gezmeye gelenlerin en çok dikkatini sütunlaşmış sarkıtlar dikitler çekiyor. Alçak tavanlı yerlerden geçmek, tepeden suların damlaması, yanınızdan derenin akması insanın içini ürpertmiyor değil. Fotoğraf çeke çeke nasıl bittiğini anlamadan mağaranın sonunu buluyorum. Yine ayni şekilde fotoğraf çeke çeke zamanın nasıl geçtiğini bilmeden dışarı çıkıyorum.

İlk baktığım gökyüzü oluyor.

Mağaralar insana gökyüzünün güzelliğini öğretiyor sanırım.

Ben bir kış ve dağ(Ilgaza) sevdalısı biriyim o yüzden mağaralar fotoğrafik açıdan çok ilgimi çekse de benim “gönlüm dağlarda”,ama sadece Ilgaz’da.

Cebrail Keleş/Balıkçı Şef
5 Mayıs  2022-Zonguldak

YORUMLAR